Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum…
Hz. Ali
Yine bir şiddet olayı ile gündeme geldi bir okulumuz. Onca yaralı ve bir ölümün mevcut olduğunu üzüntü içerisinde öğrendik. Bizi eğiten öğretmenlerimizin ve o okullarda öğrenim gören öğrencilerimizin bu denli risk altında olduğunu bir daha gördük. Aslında bu buzdağının görünen yüzü sadece.. Öğretmene yönelik şiddet, günümüz eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan sadece biridir ve yalnızca bireysel davranış problemleriyle açıklanamayacak kadar derin, çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Okullarda şiddet; bireyin psikolojik süreçlerinden, aile dinamiklerine; toplumsal değerlerden eğitim sisteminin yapısal özelliklerine kadar uzanan geniş bir çerçevede ele alınmalıdır. Çünkü öğretmene yönelen her türlü şiddet, sadece bireysel bir eylem değil, aynı zamanda eğitim ortamının bütününü etkileyen bir kırılmadır.
Urfada aldığımız acı haber sadece ihmalin bir boyutunu gösteriyor. Okullarımızın ne kadar da tehlikeli durumlara karşı korunaksız olduğunu da gösteriyor. Bunun ne kadar fazla oluğunu anlaması çok kolay, nasıl mı? Mesela bir okulda 2/A sınıfındaki öğrenciyi almaya gidiyorsunuz ve alıyorsunuz. Bunu yaparken ne bir engelle karşılaşıyorsunuz ne bir kontrolle. Aynı şekilde kötü niyetli birini ne engelleyebilir bu durumda? Okullarımız bu kadar geçirgen ve güvensiz olursa nasıl sağlıklı bir eğitim sunulabilir ki. İyi bir eğitimin ön koşulu bu eğitimi sunacağımız güvenli ortamlardır. Bu güvenliği öğretmen tek başına sağlayamaz çünkü ondan sadece bir tane var. Öğretmen ; derse mi girecek, soru mu çözecek, dinlenecek mi ,teneffüste nöbetçilik mi yapacak….
Bu okul şiddetini sadece yapan kişinin psikolojisine indirgemek bu şiddet olaylarını tamamen açıklamaz. Ama o kişinin ruh sağlığı değerlendirildiğinde, öğretmene yönelik şiddetin temelinde çoğu zaman o kişinin duygu düzenleme becerilerindeki yetersizlikler yer alır. Öfkeyi yönetememe, dürtüsellik ve davranış sorunlarının olması, bireyin karşılaştığı bir durumda sağlıklı tepkiler vermesini engelleyebilir. Özellikle ergenlik döneminde gelişimsel olarak görülen otoriteye karşı çıkma eğilimi, uygun sınırlar ve rehberlik sağlanmadığında saldırgan davranışlara dönüşmeye çok müsaittir. Bu noktada bireyin içinde bulunduğu çevre büyük önem taşır. Çocuk ve ergenlerin şiddeti çoğu zaman gözlem yoluyla öğrendiği görülür. Aile içinde, sosyal çevrede ya da medyada şiddetin bir yöntem olarak sunulması, o kişinin bunu içselleştirmesine neden olur. Bunun yanında akademik başarısızlık yaşayan, kendini yetersiz hisseden ya da sürekli eleştirilen öğrencilerde oluşan değersizlik duygusu, zamanla öfkeye ve dışa vurulan saldırganlığa dönüşebilir. Bu tür durumlarda şiddet, aslında bireyin içsel sorunlarıyla baş edemediği için dışa yansıtır.
Toplumsal açıdan bakıldığında ise öğretmene yönelik şiddetin, toplumsal yapıdaki değişimlerle yakından alakalı olduğunu görürsünüz. Geçmişte toplumda yüksek saygınlığa sahip olan öğretmenlik mesleğinin, günümüzde çeşitli nedenlerle itibarsızlaştırıldığı bilinen bir gerçektir. Öğretmenin otoritesinin zayıflaması, bireylerin sınır ihlallerini daha kolay gerçekleştirmesine zemin hazırlamaktadır. Sürekli öğretmenlere işiniz çok rahat deyip aşağılayanlar aslında bu düşüncenin ortakları. Öğretmeni yücelten bir topluluk yücelir ve gelişir. Çünkü öğretmen bilimi gelişmeyi temsil eder. Her öğretmen mükemmel olmayabilir ama öğretmenlik makamı kutsaldır ve korunmalıdır. Okulların ve öğretmenlerin bu durumlara gelmesinde herkesin biraz payı var o nedenle.. Bu ülkenin en iyi çalışan kurumlarından biri de milli eğitim ve okullardır. Kimsenin gitmediği bir köyde bile dumanı tüten bir okul, tüm zor şartlara rağmen çalışan bir öğretmen vardır. Bazen sobayı doldurur bazen köydeki kadınlara eğitim verir bazen de öğrencilerinin dünyaya açılan tek penceresi olur öğretmen…
Medyanın ve dijital platformların etkisiyle şiddetin görünürlüğünün artması ve zaman zaman normalleştirilmesi, insanların bu şiddet olaylarına karşı duyarsızlaşmasına yol açmaktadır. Bu tarz şiddet olayların çok fazla medyada ele alınması bu şiddeti normalleştirdiği gibi herhangi bir çözüm bulunmadığı için bu olayları daha çok görmemize neden oluyor. Çözüm basit daha az yayın ama daha çok çözüm..
Ne yapabiliriz peki bu durumda? Cevap çok basit değişim evde başlar. Çocuğunuza evde verdiğiniz mesajlar olumlu öğretmen imgesinin oluşmasını sağlar. Öğretmeni destekleyecek bir bakış açınız çocuğunuzu da destekler ve eğitimi daha ciddiye almasını sağlar. Ne yazık ki günümüzde aile yapısındaki dönüşüm de önemli bir etkendir; aşırı koruyucu, sınır koymayan ya da tam tersine ilgisiz ebeveyn tutumları, çocukların sağlıklı otorite algısı geliştirmesini zorlaştırır. Bunun yanı sıra sınav odaklı eğitim sistemi, yüksek beklenti ve başarı baskısı, hem öğrencilerde hem de velilerde biriken stresin öğretmene yönelmesine neden olabilmektedir. Bu durum öğretmeni, sistemin tüm yükünü taşıyan bir hedef haline getirebilmektedir.
Öğretmene yönelik şiddetin öğretmenler ve öğrenciler üzerindeki etkileri oldukça yıpratıcıdır. Sürekli tehdit altında hissetmek, öğretmenlerde yoğun stres, kaygı ve güvensizlik duygularına yol açar. Öğretmenlerde oluşan durum ise bir süre sonra Tükenmişlik Sendromu gelişmesine neden olur. Tükenmişlik yaşayan öğretmenlerde duygusal yorgunluk, mesleki motivasyon kaybı ve işe karşı yabancılaşma görülür. Bununla birlikte şiddete maruz kalan öğretmenlerde travma sonrası stres belirtileri ortaya çıkabilir; bu durum yalnızca mesleki performansı değil, bireyin genel yaşam kalitesini de olumsuz etkiler. Öğretmenin kendini güvende hissetmediği bir ortamda etkili bir öğrenme süreci yürütmesi beklenemez.
Bu tür olayların öğrenciler üzerindeki etkileri de en az öğretmenler kadar önemlidir. Şiddetin yaşandığı ya da normalleştiği bir okul ortamında öğrencilerin güven duygusu zedelenir. Öğrencilerde okula karşı korkuların oluşmasına, uyum sorunları yaşamalarına ve okuldan uzaklaşmalarına neden olur. Oysa öğrenmenin gerçekleşebilmesi için bireyin kendini güvende hissetmesi temel bir gereksinimdir. Şiddete tanık olan öğrencilerde kaygı, korku, okuldan kaçınma ve dikkat eksikliği gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca öğretmenin otoritesinin zedelenmesi, öğrenciler arasında sınır ihlallerini ve akran zorbalığını artırabilir. Öğrenciler için öğretmen sadece bilgi aktaran bir kişi değil, aynı zamanda bir rol modeldir. Bu rol modelin değersizleştirilmesi, öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimini de olumsuz etkiler.
Bu noktada “güvenli okul” kavramı büyük bir önem arz eder. Güvenli okul, yalnızca fiziksel olarak korunaklı bir ortamı değil; aynı zamanda öğrencilerin, öğretmenlerin ve tüm paydaşların kendini psikolojik olarak güvende hissettiği bir ortamdır. Güvenli bir okul ortamında açık iletişim, karşılıklı saygı, adaletli disiplin anlayışı ve güçlü bir rehberlik sistemi bulunur. Bu ortamda öğrenciler kendilerini ifade edebilir, hata yapmaktan korkmaz ve sorunlarını şiddete başvurmadan çözmeyi öğrenirler. Öğretmenler ise desteklendiklerini hisseder, mesleki motivasyonları artar ve daha sağlıklı bir eğitim süreci yürütürler.
Güvenli okul ikliminin oluşturulmasında psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri kritik bir rol oynar. Öğrencilerin duygusal ihtiyaçlarının erken dönemde fark edilmesi, öfke yönetimi ve sosyal beceri eğitimlerinin verilmesi, olası şiddet davranışlarının önüne geçilmesinde etkili olur. Bununla birlikte ailelerin sürece dahil edilmesi, ebeveynlere yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yapılması ve okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi de büyük önem taşır. Okul yönetimlerinin tutarlı ve adil bir disiplin politikası izlemesi, öğretmenlerin yalnız bırakılmaması ve gerektiğinde destek mekanizmalarının devreye sokulması da güvenli okul ortamının temel unsurları arasındadır.
Sonuç olarak öğretmene yönelik şiddet, bireysel, ailesel ve toplumsal etkenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir sorundur. Bu sorunun çözümü ancak bütüncül bir yaklaşımla mümkündür. Güvenli okul ikliminin oluşturulması, öğretmenin yeniden güçlü bir rol model olarak konumlandırılması ve öğrencilerin ruhsal gelişimlerinin desteklenmesi, hem şiddetin önlenmesi hem de daha sağlıklı bir eğitim sistemi oluşturulması açısından vazgeçilmezdir.
Öğretmensiz eğitim duydunuz mu çocuklar
Herkes cahil kalırdı, kararırdı hayatlar
Yerden mi bitiyor bin bir çeşit sanatlar
Öğretmene bakarsan görürsün altın kanatlar..