Oruç tutmanın sağlık açısından faydalarının bilimsel çalışmalarda da yer bulduğunu belirten Güney, son yıllarda aralıklı oruç kavramının da tıp literatüründe yer almaya başladığını söyledi.
Açlık ve susuzluğun vücutta bir tehdit olarak algılandığını ve savunma mekanizmalarının devreye girdiğini ifade eden Güney, “Bu durum genellikle 8-9 saatlik açlık sonrasında belirgin hale gelir. Sağlıklı bireylerde kısa süreli açlık genellikle ciddi bir soruna yol açmaz” dedi.
Gebelik sürecine değinen Güney, altta yatan herhangi bir hastalık bulunmayan anne adaylarında kısa süreli açlığın genellikle ciddi bir sıkıntı oluşturmadığını kaydetti.
Ancak açlık süresinin uzaması halinde sağlıklı bir gebede dahi halsizlik, baygınlık hissi, yorgunluk, bitkinlik, kas ağrısı ve bulantı gibi şikayetlerin görülebileceğini aktaran Güney, “Bilinen bir hastalığın varlığında ise hem anne hem de bebek olumsuz etkilenebilir” ifadelerini kullandı.
Bilimsel veriler ışığında gebelikte oruç tutmanın kesin ve net bir olumsuz etkisinin ortaya konulmadığını dile getiren Güney, bazı çalışmalarda özellikle gebeliğin ilk dönemlerinde bulantı ve kusmanın artabileceğine, son dönemlerinde ise düşük doğum ağırlığı riskine işaret eden yayınların bulunduğunu söyledi.
İslam dininde yolculuk, hastalık, hamilelik ve emzirme döneminin sonradan kaza edilebilecek durumlar arasında sayıldığını anımsatan Güney, şunları kaydetti:
“Kendisini oruç tutabilecek güçte hisseden, bilinen bir hastalığı bulunmayan ve özellikle gebeliğin orta dönemi olan 4, 5 ve 6. aylarda olan anne adayları, doktorlarına danışarak bu kararı verebilir. Ancak sıcak havalarda, ek bir hastalık varlığında ya da orucun anne ve bebeğe zarar verebileceği bir tabloda oruç tutulması bilimsel olarak uygun değildir.”
Güney, gebelikte en önemli önceliğin anne ve bebeğin sağlığı olduğuna dikkati çekerek, anne adaylarının bireysel karar almadan önce mutlaka hekimlerine başvurmaları gerektiğini sözlerine ekledi.





