Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda basın açıklamasını Peygamber Sevdalıları Vakfı Van İl Koordinatörü Ahmet Faruk Çevik okudu.
“Kudüs ümmetin ilk kıblesi ve ortak emanetidir”
Basın açıklamasında Kudüs’ün Müslümanlar açısından sıradan bir şehir olmadığı vurgulanarak, Mescid-i Aksa’nın İslam dünyasının ilk kıblesi olduğu hatırlatıldı. Beytü’l Makdis’in Peygamber Efendimizin (s.a.v.) miraç yolculuğundaki durağı olduğu belirtilen açıklamada, Kudüs’ün Hz. İbrahim’den Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) uzanan kutsal bir miras olduğu ifade edildi.
Kudüs’ün bugün siyonist işgal altında bulunduğu belirtilerek, bu durumun yalnızca siyasi değil, aynı zamanda akidevi ve tarihi bir sorumluluk olduğuna dikkat çekildi.
“İşgal sistematik ve ideolojiktir”
Açıklamada, İsrail’in Kudüs ve Filistin topraklarındaki uygulamalarının geçici güvenlik önlemleri olarak sunulamayacağı belirtilerek, yaşananların sistematik, planlı ve ideolojik bir işgal politikası olduğu ifade edildi.
Yerleşim faaliyetleri adı altında Filistin topraklarının gasp edildiği, gece yarısı ev baskınlarının yapıldığı, ailelerin zorla göçe zorlandığı ve çocukların tutuklandığı vurgulandı. Kutsal mekânlara yönelik baskıların da bu politikanın bir parçası olduğu kaydedildi.
Gazze’ye dikkat çekildi
Basın açıklamasında Kudüs’te yaşananların Gazze’den bağımsız olmadığı vurgulandı. Gazze’nin uzun süredir karadan, havadan ve denizden abluka altında bulunduğu belirtilerek, bölgede yaşayan halkın hayatta kalma mücadelesi verdiği ifade edildi.
Elektriksiz kalan hastaneler, ilaç ve tıbbi malzemeye ulaşamayan yaralılar, temiz suya erişemeyen çocuklar ve zor kış şartlarıyla mücadele eden sivillerin yaşadığı durumun bir kriz değil, bilinçli olarak sürdürülen insanlık dışı bir uygulamanın sonucu olduğu dile getirildi.
Gazze’nin, dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştüğü belirtilerek, bölgede hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun kadınlar, çocuklar ve sivillerden oluştuğu ifade edildi.
“Taraflar eşit değildir”
Açıklamada, Filistin meselesinde tarafların eşit olmadığı vurgulanarak, bölgede bir işgalci ve bir de işgal edilen halk bulunduğu ifade edildi. Yaşananların normalleştirilemeyeceği belirtilerek, zulmün hiçbir güvenlik gerekçesiyle açıklanamayacağı kaydedildi.
Uluslararası hukuka rağmen işgalin sürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, uluslararası toplumun sessizliğinin işgali güçlendirdiği belirtildi.
Müslüman ülkelere çağrı
Basın açıklamasında Müslüman ülkelere çağrıda bulunularak, Kudüs meselesinin yalnızca Filistinlilerin değil, tüm ümmetin izzet meselesi olduğu ifade edildi. Kudüs’ün düşmesinin, diğer kutsal değerler için de ciddi bir tehdit oluşturacağına dikkat çekildi.
Ayrıca, son yıllarda “ateşkes” söylemleriyle oluşturulmaya çalışılan normalleşme algısının gerçeği yansıtmadığı belirtilerek, Kudüs ve Gazze’de yaşananların tüm şiddetiyle devam ettiği vurgulandı.
“Gündemde tutulmalı”
Kudüs ve Gazze’nin gündemden düşürülmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, Müslüman halkların maddi ve manevi olarak Filistin halkının yanında olması gerektiği ifade edildi. Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmanın, Müslümanların en büyük sorumluluklarından biri olduğu kaydedildi.
Basın açıklamasının sonunda Dünya Kudüs Haftası’nın, Mescid-i Aksa’da ümmetin tüm renklerinin özgürce ibadet edebildiği bir geleceğe vesile olması temennisiyle dua edildi.




