Fıkıh terimi olarak itikaf; bir mescitte veya ibadete uygun bir mekanda, ibadet niyetiyle ve belirli kurallar çerçevesinde kalmayı ifade eder. Hz. Muhammed'in (sav) Medine döneminde her yıl Ramazan ayının son 10 gününde itikafa girdiği, vefat ettiği yıl ise bu süreyi 20 güne çıkardığı rivayet edilmektedir.
İtikafın temel rükünleri ve uygulama biçimi şöyledir:
Mekan Şartı: Erkeklerin cemaatle namaz kılınan camilerde, kadınların ise evlerinin namaz kılmak için ayrılan sessiz bir bölümünde itikafa girmesi esastır.
İbadet Çeşitliliği: İtikaf süresince vaktin tamamı namaz, Kur'an-ı Kerim tilaveti, zikir, dua ve tefekkür ile geçirilir.
Dünyevi İlişkilerden Uzaklaşmak: Mütekif (itikaftaki kişi), abdest ve yemek gibi zaruri insani ihtiyaçlar dışında bulunduğu yerden ayrılmaz. Gıybet, malayani (boş) konuşma ve dünya işlerinden tamamen uzak durulur.
Manevi Arınma: Bu ibadet, kişinin kendi iç dünyasına dönerek günahlarından arınması ve Allah ile olan bağını kuvvetlendirmesi için bir fırsat olarak görülür.
"Sünnet-i Kifaye" Hükmünde Bir İbadet
İslam alimleri, itikafın "sünnet-i kifaye" (bir yerleşim yerinde bazı Müslümanların yapmasıyla diğerlerinden sorumluluğun kalktığı sünnet) olduğunu belirtiyor. Toplumun bir kesimi tarafından bu geleneğin sürdürülmesi, o bölgedeki manevi bereketin devamı açısından büyük önem taşıyor.
Yetkililer, itikaf ibadetini camilerde yerine getirmek isteyen vatandaşların, bulundukları il ve ilçe müftülüklerine başvurarak belirlenen camiler hakkında bilgi alabileceğini hatırlatıyor.





