Her geçen gün okullardan gelen olumsuz haberlerin kamuoyunu endişelendirdiğini belirten Men, “Gelişen eğitim sistemine rağmen zorbalık vakalarının artması dikkat çekici. Bunun en temel nedeni, zorbalığın tam olarak tanınmaması ve zamanında müdahale edilememesidir” dedi.
“Her çatışma zorbalık değildir”
Okullarda özellikle ergenlik döneminde şiddet ve zorbalık davranışlarının daha sık görüldüğünü vurgulayan Men, bu durumun yalnızca fiziksel zararlarla sınırlı kalmadığını ifade etti. Men, “Zorbalık, öğrencilerin okul başarısında düşüşe, sınıf ikliminin bozulmasına, devamsızlıkların artmasına ve okuldan kaçma davranışlarına yol açmaktadır” diye konuştu.
Zorbalık ile öğrenci çatışmalarının sıkça karıştırıldığını belirten Men, “Her kavga zorbalık değildir. Aynı şekilde her zorbalık davranışı da fiziksel kavga şeklinde ortaya çıkmaz. Bu ayrımı doğru yapmak, soruna doğru müdahale edebilmek açısından çok önemlidir” ifadelerini kullandı.
Zorbalığın üç temel özelliği
Bir davranışın zorbalık olarak tanımlanabilmesi için üç temel kriterin bulunması gerektiğini aktaran Men, bunları şöyle sıraladı:
Taraflar arasında güç dengesizliğinin olması (fiziksel, sayısal ya da psikolojik),
Davranışın süreklilik göstermesi,
Zorbanın kasıtlı ve rahatsız edici şekilde hareket etmesi.
Bu özelliklerin bir arada görülmesi durumunda öğrencinin zorbalığa maruz kaldığının söylenebileceğini ifade eden Men, “Zorbalık hem bireysel hem de toplumsal bir sorundur ve okul uyumunu ciddi şekilde zorlaştırır” dedi.
Zorbalığın yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığını belirten Men, akran zorbalığının dört temel türü olduğunu söyledi. Fiziksel zorbalığın vurma, itme ve eşyaya zarar verme gibi davranışları içerdiğini kaydeden Men, sözel zorbalığın alay etme, hakaret ve lakap takma şeklinde ortaya çıktığını ifade etti.
Duygusal ve sosyal zorbalıkta öğrencinin sosyal gruplardan dışlandığını, yalnızlaştırıldığını belirten Men, “Siber zorbalık ise teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet ve sosyal medya üzerinden tekrarlayan rahatsız edici mesajlar yoluyla yapılmaktadır” dedi.
Zorbalıkta roller: Zorba, kurban ve seyirci
Akran zorbalığında farklı rollerin bulunduğunu vurgulayan Men, yalnızca zorba ve kurban rollerinin olmadığını söyledi. “Hem zorbalığa maruz kalan hem de başkalarına zorbalık yapan öğrenciler en riskli gruptur” diyen Men, bu öğrencilerin erken fark edilmemesi durumunda sorunların derinleştiğine dikkat çekti.
Zorba olarak görülen bir çocuğun başka bir ortamda kurban olabileceğini de belirten Men, “Bu nedenle çocuklara yalnızca ceza vermek yerine onları anlamaya çalışmalıyız” şeklinde konuştu.
Seyirci grubunun da zorbalıkta kritik bir rol oynadığını ifade eden Men, “Araştırmalar, seyirciler zorbalığı desteklediğinde olayların arttığını, karşı çıktığında ise azaldığını gösteriyor. Aktif müdahale eden bir sınıf ortamı daha güvenli hale geliyor” dedi.
Çözüm iş birliğinden geçiyor
Zorbalıkla mücadelenin ancak iş birliğiyle mümkün olabileceğini vurgulayan Men, okul-aile-öğrenci üçgeninin önemine dikkat çekti. Akran arabuluculuğu ve akran danışmanlığı uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Men, öğretmen ve aile eğitimlerinin artırılmasının da büyük önem taşıdığını söyledi.
Velilere çağrıda bulunan Men, “Çocuklarımızla açık ve güvenli bir iletişim kurmalıyız. Okul psikolojik danışmanlarından destek almak sürecin sağlıklı ilerlemesi için gereklidir” dedi.
Men ayrıca, zorba öğrencilere öfke kontrolü ve atılganlık eğitimi, zorbalığa maruz kalan öğrencilere özgüven çalışmaları, seyirci rolündeki öğrencilere ise hak savunuculuğu becerilerinin kazandırılması gerektiğini sözlerine ekledi.